Oslo gezilecek yerler rehberi: Akershus Kalesi, Munch Müzesi, Opera Binası, fiyort turları ve ulaşım ipuçlarıyla Oslo’yu keşfedin.
Ben Oslo Gardormeon Havalimanına gittiğim için oradan şehir merkezine ulaşmam gerekiyordu. Havalimanı şehir merkezinden 50 km uzaklıktaymış. İller arası yolculuk gibi bir mesafe olduğu için bir kaç alternatif ulaşım seçeneğiniz var. Hızlı tren, normal tren ve SAS otobüsleri. Hızlı tren FLYTOGET olarak geçiyor ve 20-25 dakikada şehir merkezine ulaşıyorsunuz.
Burası bir ortaçağ kalesi. Kral V. Haakon tarafından 13. yüzyılda inşa ettirilmiş. Oslofjord'a hakim bir konumda, limanın tam kenarında bulunuyor. Muhteşem bir manzaraya hakim. Bir dönem hapishane olarak kullanılsa da asıl kraliyet ikametgahı olarak yapılmış. Hatta askeri üs görevi bile görmüş. Günümüzde de askeri amaçlarla kullanılıyor. Burasının içerisinde 2 müze buluyor. Norveç Silahlı Kuvvetler Müzesi ve Norveç Direniş Müzesi.
Burayı görmeyi çok arzu ediyordum fakat gidince öğrendim ki 2027 yılında açılacakmış. Yenileniyormuş. Hem de uzunca bir süreden beri. İsmi de Viking Çağı Müzesi olarak değiştirilecekmiş. Bana nasip olur mu bir daha bilmem ama gidecekler için bilgi bırakayım. Adresi : Huk Aveny 35, 0287 Oslo, Norveç
Burası için şehrin kalbi desek hiç de yanlış demeyiz. Ucuz dükkanlar da var pahalı dükkanlar da. Merkez İstasyon meydanından Kraliyet Sarayı'na kadar uzanan ana alışveriş caddesi olarak çok hareketli olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca yemek yiyecekseniz de burada güzel restaurantlar bulunuyor. Parlamento, Katedral, Kraliyet Sarayı, Belediye Binası gibi gezilecek yerlerin çoğu bu caddeye çok yakındır. Eğer otel olarak da bu civarda kalırsanız ve şehirde çok fazla gününüz yoksa en ideal konaklama noktasında kalıyor olursunuz. Yalnız bebek arabası olan ziyaretçiler için döşenmiş olan parke taşları zorlayıcı olabilir. Bunu göz önünde bulundurun.
Buraya kadar gelmişlken farikal yemeği unutmayın. Koyun eti ve lahanadan yapılıyor. Bizim güveç yemeğine benziyor. En azından bir kere tatmış olursunuz. Yoksa elbette burada da hamburgerciler var ama yerel lezzetler hakkında da bilgi sahibi olmuş olursunuz. Değişik bir yemek diyemem çünkü içindeki ürünleri Türk mutfağında da kullanıyoruz. Ama tanıdık bir tad mı derseniz evet diyebilirim.
Norveç yönetimsel olarak anayasal monarşi ile yönetilmektedir. Kral V. Harald 1991 yılında tahta çıkmıştır. Bu saray 1814'ten beri Norveç'in simgilerinden biri olmuştur. Bellevue tepesinde yer alan saray, devlete aittir ve devlet başkanının emrindedir. Monarşinin günlük işleri burad yürütülüyormuş ve Kral ile Kraliçe burada yaşıyormuş. Kraliyet Sarayı üyelerinin çoğunun çalışma odaları burada bulunuyormuş. Yaz döneminde halka açılıyormuş dolayısıyla sarayı görmek isteyenler yazın gitmeli. Yoksa benim gördüğüm gibi sadece dıştan bahçelerini görebiliyorsunuz. 21 Haziran -17 Ağustos tarihleri arasında bu Halk Ziyaretlerinin yapılabildiğini öğrendim.
Burası bir heykel parkı. Parka şehir merkezinden 12 numaralı tramvayla ulaşım var ve gezmesi ücretsiz. Norveç halkı heykelleri seviyor gibi. Daha önce böyle bir park görmemiştim. Antik dönemlere ait Efes gibi yerleri görsemde sırf heykellerle dolu bir parkı daha önce görmediğimden ilginç geldi. Vigelandparken olarak geçen bu yerde çıplak heykellerin de sergilendiğini söylemek isterim. Demir, granit ve bronzdan yapılmış hekeller var. Heykellerle, mutluluk, hüzün, aşk, çatışma, insan hayatı anlatılmış.
Müze içerisinde 28.000'den fazla sanat eseri varmış. The Scream'in üç farklı versiyonu var. Birini dinlediğinizde diğeri için aradaki süre 30 dakika. Madonna'yı da mutlaka görün derim. Müze tam 11 katlı. Her katı açık değil sanırım ve benim de her katını gezecek kadar vaktim yoktu. Ancak sizin vaktiniz varsa mutlaka bu müzeye uzun bir zaman ayırın. Giriş elbette ücretli ama Oslo Pass denen bir kart varmış onunla ücretsiz oluyormuş. Oslo Pass yerel halka mı ait, nereden satılır ve temin edilir onu öğrenemedim. Zaten günüm kısıtlı ve çok müzede gezmeyeceğim için giriş ücretini ödeyip geçtim. Burası Opera binasının da yanında yer alıyor. Aslında Opera binası için gelmiştim ve tesadüfen karşıma çıkmış oldu diyebilirim. Müzede en üst katta güzel bir seyir terası var. Kafede güzel bir kahve içip manzara seyredebilirsiniz. Sırt çantasıyla çıkışa izin verilmiyor. Ücretsiz dolaplar var, çantanızı bırakıp keyfinize bakıyorsunuz. Müzede çeşitli konseptler var. Buradan yazıp da süprizini kaçırmak istemem. Mutlaka gidip görülmesi gereken bir müze.
Ofisler, barlar, cafeler, restaurantlar burası farklı bir yaşam kokuyor. İş hayatı burada gibi. Yer yer park etmeiş tekneler görüyorsunuz sonrabir bakıyorsunuz yüzen saunalar var. Burası lüks kokuyor arkadaşlar. Öyle ucuz bir semt değil. Her ne kadar böyle olsada turistlerin de tercih ettiği bir bölge. Oslo fiyortlarındaki adaları gezmek için buradan BE 1 feribotuna binebilirsiniz. Ben de kahvaltının ardından feribota bineceğim. Feribotlardan istediğiniz adada inebiliyormuşsunuz ancak feribotlar her saat başı çalışıyormuş. Teknede kalıp manzara izlemek daha keyifli olur benim gibi zamanınız çok yoksa. Aker Brygge, Norveç’in başkentinde ziyaret edebileceğiniz en iyi yerdir diyebilirim size. Ben Pazar Sabahı kahvaltıma devam edeyim.
Hovedøya > Bleikøya > Gressholmen > Lindøya øst > Lindøya vest > Nakholmen > Hovedøya olacak şekilde bir ring ile B1 feribotu sizi gezdiriyor. Kahvaltının ardından bu feribota binerek adaları şöyle bir gezmeye çıkıyorum. Adalarda da inebiliyorsunuz ancak benim o kadar vaktim olmadığı için gemi üzerinden seyretmekle ve manzaranın tadını çıkartmakla yetineceğim.
Opera binası Munch müzesinin olduğu yerde. Birbirine yakın olması bir taşla iki kuş vurmamızı sağladı. Aslında ilk durağım opera olacaktı fakat Munch önünde inince çok sevindim ve önce Munch müzesini ziyaret ettim. Zira eğer opera biletiniz yoksa zaten sadece dıştan görebiliyorsunuz. Burası Sidney opera binasının daha değişik bir versiyonuymuş. Çatısına doğru yürüyüşe çıkabiliyorsunuz. İçine girmedim ama iç tarafının da suyu girdiğini hatta orada bir cafe olduğunu söylediler. Her ne olursa olsun mimari olarak çok güzel bir eser. Konum itibariyle de harika. Oslo'ya gelmişken mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyorum. Opera ve bale gösterileri oluyor burada ve keşke biletim olsa da bir performans izlesem diye içimden geçirdim. Daha çok zaman ayırmak lazım Oslo'ya. Görülmesi ve vakit geçirilmesi gereken çok yeri var.
Norveç'te bulunan Norsk Folkemuseum, kapsamlı eserleri bulunduran kültürel tarih müzesidir. Kasabalardan ve kırsal bölgelerden taşınarak getirilmiş 150 kadar bina var. Açık hava müzesi oluşturulmuş. Zamanda yolculuk yapıyor gibisiniz. Gitmeden önce müze hakkında bilgim yoktu. Görünce büyüklüğüne çok şaşırdım. Binalar 19. yüzyıldan itibaren buraya taşınmaya başlanmış. Parkta yürümesi son derece rahat ve keyifli. Umarım güzel bir havada sizde gitmiş olursunuz. Karlı havada çok gezilesi bir yer olacağını sanmam. Viking müzesi de buraya yakın. Geçmişte Norveç'lilerin nasıl yaşadığını buraya geldiğinizde özet olarak anlayabilmeniz mümkün oluyor.
Burası için en az yarım gününüzü ayırmanız gerekiyor. Yada çok hızlı şekilde yürüyerek gezmelisiniz. Eğer yanınızda 65 yaş üstü kişiler varsa o zaman tam gününüzü buraya ayırın. Günlük Kuzey yaşamını gösteren bu açık hava müzesini gezmek o kadar da kısa sürmüyor. Zira kendinizi müze gezisinde zaten hissetmeyeceksiniz. Herşey o kadar gerçek ki burası sizi zamanda yolculuğa çıkarak. Hatta sırf burayı görmek için Norveç'e gelmelisiniz. Orta çağ köylü evini mutlaka görün derim. Benim bundan sonraki durağım Fram Müzesi olacak. Oraya da 15 dakika mesafedeymiş. Kon Tiki Müzesi de adanınn. bu bölümünde bulunuyor.
Şehrin Bygdoy yarım adasında bulunan müzede Kon-Tiki keşif gezisinden kalma gemiler ve haritaların yanı sıra yaklaşık 8.000 kitap içeren bir kütüphane bulunuyor. Çok sayıda ilginç bilgi var müzede. Bu yarım ada adeta bir müze yeri gibi. Norveç halk müzesi, fram müzesi, viking müzesi hepsi yan yana neredeyse. Ulaşım son derece kolay. Thor Hyerdahl isimli bir gezgin var. Kon Tiki adını verdiği sazdan yaptığı salıyla çıktığı dünya yolculuğunun hikayesi anlatılıyor. Gerçekten görülmeye değer bir müze. Bu yarımadaya geldiğinizde görmeden dönmeyin.
Kon Tiki müzesine çok yakın. Burası da bir gemi müzesi. İçeri giriş yaptığınız hemen karşınıza devasa bir gemi çıkıyor. Müze özet olarak Norveç'in kutup keşiflerini ziyaretçilerine anlatıyor. Sonuç kutup ülkesi olduğu için 2-3 müzeden sonra buranın olayının kutup olduğunu kavrıyorsunuz. Neden müzenin adı FRAM derseniz dünyanın en sağlam ahşap gemisinin adı FRAM olduğu için müzeye bu isim verilmiş. Buraya gittiğinizde tarihin bir parçasına eşlik ediyorsunuz gibi hissedeceksiniz. Gemiye binebiliyor, makine dairesi, kamara, dinlenme salonu ve kargo ambarını gezebilirsiniz. Müzenin yanında Gjoa binası var ve FRAM'a yer altı tüneliyle bağlanıyor. Orada da Kuzeybatı Tüneli'ni geçen ilk gemi olan Gjoa'yı göreceksiniz.
Oslo'daki Nobel Barış Merkezi, Oslo Limanı’na yakın konumda yer alan ve Nobel Barış Ödülü’nün tarihini, felsefesini ve kazananlarını tanıtan bir müzedir. Gezilecek yerler listenizde kesinlikle olması gereken bir yer. Merkezde, Alfred Nobel’in mirası, barış kavramının dünyadaki yeri ve ödülün ortaya çıkış süreci interaktif sergilerle anlatılmaktadır.
Müze içerisinde geçmiş yıllarda Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen kişi ve kurumlara ait bilgilendirici panolar, görsel anlatımlar ve multimedya sunumları yer alır. Ziyaretçiler, barış, insan hakları ve diplomasi konularında hazırlanmış geçici ve kalıcı sergileri inceleyebilir. Belirli saatlerde ücretsiz rehberli turlar da düzenlenmektedir.
Norveç Başpiskoposluğunun ana kilisesiymiş. Makama bak sen. Bildiğimiz kilise bence. Çok daha iyilerini gördüm. Süslemeleri de o kadar şahane değil. Halka açık etkinliklerde kullanılıyormuş. 12. yüzyılda ilk yapılmış. Etrafında çok bir bilgi olmadığı içinve ben daha mükemmel katedraller gördüğüm için ne yazayım sizlere bilemedim. Muhtemelen bu zaman kadar bir çok yenilenme evresinden geçmiştir. Kilise ziyareti sevenler için görülmesi gereken yer gibi. Ben dini yapıları gezmeyi sevmiyorum.