Basel Stadt kontonunun başkenti olan Basel şehrine sizi götürüyorum. İsviçre'nin Zurich ve Cenevre'den sonraki en büyük şehrinde size rehberlik edeceğim. Basel'e giden 3 ülkeye de gider bunu unutmayın !
Basel, Ren Nehri kıyısında yer alan, Almanya ve Fransa sınırında bulunan İsviçre'nin büyüleyici bir şehridir. Ancak konumu itibariyle "Üç Ülke Şehri" olarak da bilinir. Basel, aynı zamanda İsviçre'nin en önemli kültür ve sanat merkezlerinden biridir. Kunstmuseum Basel (Sanat Müzesi), Avrupa'nın en eski ve önemli sanat koleksiyonlarından birine sahiptir. Şehirde her yıl dünyaca ünlü Art Basel fuarı yapılmaktadır. Şehrin yeşil alanlarından biri olan Basel Hayvanat Bahçesi, aileler için keyifli vakit geçirecekleri yerler arasında bulunmaktadır. Basel'in üç ülkenin kesişim noktasında olması, günübirlik geziler için de harika fırsatlar sunar. 30 dakikada Almanya'da yada Fransa'da olabilirsiniz. Üstelik pasaport kontrolü olmadan giriş çıkış yapabilirsiniz. Fransa'daki Colmar veya Almanya'daki Freiburg gibi şehirlere Basel'den gidiş son derece kolaydır.
» Sizi İsviçre'nin kültür merkezine götürüyorum. Ren Nehri Basel'i Grossebasel ve Klienbasel olarak ikiye ayırıyor. Basel Bahnhof tren istasyonu Grossbasel'de kalıyor.
» İsviçre her ne kadar Avrupa Birliği'ne üye olsa da para birimi olarak Euro yerine Frang kullanılıyor. Bu nedenle bir çok şey Euro fiyatlara göre daha pahalı. O nedenle Basel Türk vatandaşları için pahalı bir gezi rotası olacaktır. Yanınızda nakit olarak Frang götürmenizde fayda var.
» Restaurant tarzı yerler saat 14:30'a kadar açık sonra kapanıyor. Sanırım akşam yemeği hazırlığı yapıyorlar. Tekrar 18:00 gibi açılıyor. Ancak sokak yemekleri satan arabalar yada atıştırmalık yiyeceğiniz cafeler, yada her daim açık Türk dönercileri var.
» Basel'de çeşmelerden akan su içilebiliyormuş. Ancak ben şişe suyunu tercih ettim.
» Schengen vizeniz varsa Basel'e gidişinizde sıkıntı yok.
» Basel'e havayolu ile gidiyorsanız uçağınızın ineceği havaalanı Fransa'da yer alıyor. Havaalanından çıkış yaparken İsviçre kapısından çıkış yapmalısınız. Basel, 3 ülkenin kesiştiği bir sınır ilidir.
» İsviçre'nin kendi yasaları gereği ulu orta yerlerde WIFI hizmeti bulunmuyor. Bu nedenle bir eSIM alarak bu sorunu aşabilirsiniz.
» Basel'de ulaşım tramvay ve otobüslerle yapılıyor. Google maps üzerinden baktığınızda hatlarda hiç bir gecikme olmadığını göreceksiniz. Ulaşım ağı Basel'de çok düzgün çalışıyor. Tramvay ile Basel'i dolaşmak çok kolay ama bilet fiyatları tek biniş olanlar için çok pahalı. O nedenle günlük bilet almanız daha ekonomik olacaktır.
» Aşağıda sizler için küçük bir gezi haritası oluşturdum. Eğer tek günlük bir Basel gezisi düşünüyorsanız aşağıdaki haritadan faydalanabilirsiniz.
Türkiye'den Basel'e uçakla ulaşım sağlamak isteyenler Basel - Mulhouse - Freiburg havaalanına bilet almaları gerekiyor. Yaklaşık 2 saat 30 dakika gibi bir sürede bu havaalanına ulaşım sağlıyorsunuz. Bu havaalanı 3 ülkeye de hizmet ediyor ancak Fransa tarafında bulunuyor ve işletmesini Fransa hükümeti yapıyor. Havaalanına ulaşım sağlayınca pasaport kontrollerinden sonra valizinizi alacaksınız ve eğer Almanya ve İsviçre tarafına gidecekseniz İsviçre yazan kapıdan dışarı çıkmalısınız. Çıkışta 50 numaralı otobüslerle şehir merkezine gidebilirsiniz. Bu otobüslerin bazıları hiç durmadan express olarak gidiyor ama bazı seferlerde de 5 duraklık bir durma olayı var.
Sonuç olarak çok yavaş olan bir hat değil ve 20-25 dk gibi bir sürede Basel merkezinde oluyorsunuz. Biletlerinizi yeşil renkli makinalardan satın almalısınız. Otobüsü beklediğiniz alandan bu makineleri göreceksiniz. Gideceğiniz yere göre ZONE 1-2-3 diye alanlar var ve bilet fiyatları buna göre değişiyor. Ödemeler Frang para birimi cinsinden sadece kredi kartıyla oluyor. Bu nedenle kredi kartınızın yurt dışı kullanımına açık olması gerekmektedir.
Bu çıkıştan çıktıktan sonra dışarıda otobüs durağını göreceksiniz. Eğer Bahnoff SBB yani Basel tren istasyonu son durağı olan otobüse binerek şehir merkezine gitmek istiyorsanız, kredi kartınızla makinelerden gidi bileti almalısınız. Bilet fiyatları değişkenlik göstereceği için buraya fiyat yazmak manasız olacaktır. Sadece 20 dakika gibi bir sürede SBB Tren İstasyonu'na ulaşım sağlayacaksınız. Bilet almak için mutlaka kredi kartınız olsun. Nakit girişi makinelerde ne yazık ki bulunmuyor.
Eğer Fransa yada Almanya üzerinden trenle ulaşım sağlayacaksanız, BASEL SBB BAHNHOF'ta tren duracaktır. Burası Basel için son duraktır. Tren garı içerisinde dışarıda bineceğin tramvaylar için makinelerden bilet alabilirsiniz.
Basel'e gittiğinizde sadece İsviçre'ye gitmekle kalmıyor aynı zamanda 3 ülkeyede ziyarette bulunabileceğiniz bir şehre gitmiş oluyorsunuz. Burası Fransa ve Almanya'ya komşu. Tek bir tramval ile Almanya tarafına geçiş yapabilirsiniz. Yada yürüyerek Fransa tarafına geçiş yapabilirsiniz. Fransa'nın Venedik'i olarak bilinen COLMAR'a trenle 2 saatte ulaşım sağlayabilirsiniz. Videolarımın arasında COLMAR gezisini de inceleyebilirisniz. Frankfurt'a da 2 saat mesafede trenler bulunmakta.
Şimdiye kadar gördüğüm en etkileyici ve farklı belediye binas diyebilirim. Rathaus olarak geçen bu yer içerisindeki geniş avlusu ve duvarlarındaki resimlerle görenleri gerçekten büyülüyor. Bina 500 yıllık ve aktif olarak kullanılıyor. Bu nedenle halk açık olan kısmı çok az ama avluyu görmek, merdivenlerden çıkmak bile atmosferi hissetmenize yetiyor. Dışı kırmızı ve parlak renkte olduğu için etrafındaki diğer yapılardan farklılaşıyor ve dikkat çekiyor. Buranın önünde bir açık pazar kuruluyor. Sokak lezzetlerini burada deneyimleyebilirsiniz. Burası haftanın her günü turistlerin ilgi ve ziyaret noktasıdır. Ben tam önündeki açık pazarda hafta sonu ziyaretimde bir yemek molası verdikten sonra ziyaret etmiştim.
Belediye Binasının avlusuna giriş ve avluyu gezmek ücretsiz. Cumartesi günleri 5 Isviçre Frangı ( CHF ) karşılığı Basel Belediye Binasının içini özel turla gezebilirsiniz ve saat 16:00 gibi kapandığını bilin. Ancak binanın avlusu her zmaan açık ve ücretsiz.
Kimine göre bir katedral kimine göre de bir manastır. Dini yapılar konusunda pek bilgim yok. İlk katedral ve manastırları gördüğümde etkileyici idi benim için ancak Avrupa'da yapılar birbirlerine benzediği için hangisi katedral hangisi manastır ayırt edemiyorum. İlk inşa yılı 1091 olsa da 1356 yılındaki Basel depreminde yıkılan yapı tekrardan inşa ediliyor. Ziyaret etmesi ücretsiz. Sadece Cumartesi günleri ziyarete kapalı olarak bir bilgi var.
Yapı bir protestan klisesi olmakla birlikte Romanesk ve Gotik etkilerini görüyorsunuz. Protestan klisesi olmadan önce katolik kilisesiymiş. Katedralin kulesine çıkabiliyorsunuz ve eğer bu şerefe nail olursanız Ren nehrini de kuleden seyredebilirsiniz. Ayrıca katedralin çatısı gerçekten güzel görünüyor. Bana değişik gelmişti, herkes sevmeyebilir. Yanlız kuleye çıkış hem dik, hem de dar olduğu için yaz zamanı bunu yapın. Çünkü üzerinizde montla oraya çıkmak biraz zor olur diye düşünüyorum. Benim gittiğim dönemde dışarda tshirtle rahatça dolaşabiliyordum ve çıkışımda zorlanmadım. Çıktığınız yer gerçekten dar. Kilo problemi olanlar içinde uygun bir çıkış alanı sağlamıyor. Kule çıkışı ne yazık ki ücretsiz değil. 5 Frang vererek çıktım. Ama ücretli olması biraz manasız olmuş. Çünkü aynı manzarayı farklı yerlerden de görebilirsiniz. 11:00 - 16:00 saatleri arasında ziyarete açık.
Jean Tinguely tarafından 1977'de yapılmış ve sonradan meşhur olmuş, düşük voltajla çalışan mekanik figürler günümüzde Basel'de ünlü turistik ziyaret alanlarından biri olmuş. 10 kadar demir figür havuzda hareket halinde kombinasyonlar sergiliyor. Etrafındaki oturma alanlarında dinlenebilirsiniz. Sağ ve solunda çay bahçesi tarzı yerler var. Huzur veren bir ziyaret alanı olduğunu söyleyebilirim. İzlemesi keyifli.
Tinguely çeşmesinden aşağılara doğru ilerlediğimizde yürüme mesafesinde karşımıza Barusseplatz Meydanı çıkıyor. Burası her daim yoğun, restaurant ve cafeler, alışveriş dükkanları ile cıvıl cıvıl bir alan. Basel'de en sevdiğim ara yerlerden bir tanesi. Çok büyük bir alan değil ancak meydandaki yapıların renkleri ve yapılış şekilleri çok masalsı geliyor bana. Festival zamanlarında burada sokak satıcıları ve sokak lezzetleri oluyormuş. Tramvay hattı buradan geçiyor. Kesinlikle ara sokakları girip dolaşmaktan keyf alacağınız ufak şirin bir meydan. Meydanda çeşmelere çıkan köşede bir oyuncak müzesi var. Hala gittiğinizde açıkca mutlaka ziyaret edin. Bence kilise ziyaretlerinden daha güzel vakit geçirebileceğiniz, değişik oyuncaklar ve oyuncak tarihindeki eski oyuncakları görebileceğiniz keyifli bir ziyaret olur.
Orta Çağ döneminde Basel'i koruyan iki sıra şehir surları ve kuleleri varmış. Günümüzde bu antik şehir surlarının kalan 3 kapısından bir tanesi Spalentor kulesi. Eski şehrin sokaklarında yürümek gerçekten yer yer orta çağ hissini hissetmenizi sağlıyor. Erken saatlerde giderseniz turist yoğunluğunu yaşamadan keyifli bir kesinti yaparsanız. Kule etrafındaki duvarları mutlaka inceleyin. Süslemeler inanılmaz hoşunuza gidecek. Bu kapı orta çağ döneminde şehri işgalcilerden korumak için yapılmış. 1400'lü yıllardan kalma olduğu düşünülmektedir.
Günümüzde üzerinden yürüyerek geçtiğimiz köprü 1226 yılında inşa edilen köprü değil. Şu an üzerinden tramvaylarında geçtiği köprü 1905 yılında eski köprünün yerine inşa edilmiş köprüdür. Zamanında ticaret için önemli bir rol oynamış. Köprünün altında Ren nehrini izleyebileceğiniz oturma alanları bulunuyor. Bu köprüden geçerken Basel ve Ren nehrinin tadını çıkartın. Mittlere Brücke, Basel'in eski şehrinin her iki yarısını birbirine bağlar. Mittlere Rheinbrücke (Orta Ren Köprüsü) olarak da bilinmektedir. Köprünün ortasında durun ve akan nehrin muhteşem manzarasının tadını çıkarın. Buradan Basel Katedrali'ni de görebilmektesiniz.
Günümüzde eski kağıt fabrikası ulusal bir müzeye dönüştürülmüştür. Fabrikanın kanında bir su kanalı var ve üzerinde çarklar var. Size bu çarkların nasıl kağıt yapımında kullanıldığını içeride anlatıyorlar. Bu fabrika tarafınca yapılmış geçmiş yıllara ait afişler duvarda sergileniyor. Baskının hangi aşamalardan geçtiğini müzede göreceksiniz. (1) kağıt yapımı, (2) yazı sistemleri ve mühürler, (3) baskı ve (4) kitap ciltleme ve mermer kağıt. İçerde kendin yap workshopları da bulunuyor. Kendi kağıdığınızı yapabilir ve küçük bir mektupu tüy kalemle yazıp mühürletebilirsiniz.
Mittlere Brücke köprüsüne geldiğinizde benim aşağıda çektiğim resimde gördüğünüz oturma alanlarını Ren kıyısında göreceksiniz. Kafelerden atıştırmalık alıp bu basamaklarda oturup hem nehri hem de nehirden geçen tekneleri izleyen insanları göreceksiniz. Sabah saatlerinde yazın çok daha keyifli oluyor. Bazen burada kürek yarışları da oluyor. Her türlü burada nehri izlemek çok keyifli. Ben nehirde yüzenleri görmedim. Yüzülüyor mu onu da bilmiyorum. Ancak bazı gezgin sitelerinde bu alanda yüzenleri görenler olduğunu yazan blog yazarları var. Akıntının oldukça yoğun olduğunu gözlemlediğimi söyleyebilirim. Yine de nehirde yüzmeyi çok tercih eden birisi olmadığım için çok ta merak etmedim. Nehir kenarının çok düzgün bir şekilde korunmuş olduğunu, turistik bir alan olduğunu, güvenli olduğunu, aileler için uygun olduğunu söylemek isterim. Ancak küçük çocuklarıyla seyahat edenler çocuklarını nehre düşmeye karşı yanlarından ayırmamaları gerekir.
Marktplatz alanında bir pazar kuruluyor. Pazarın kurulduğu zaman burada ufak arabalar içinde sokak yemekleri satılıyor. Hamburger, Çin yemekleri ve Hot dog gibi yemekler burada satılıyor. Marktplatz, TownHall yani Belediye Binasının önündeki alan ve tramvay tam burada duruyor. Ben de çinli bir bayandan pilav almıştım ama fiyatlar tabiki frang olunca bir tabak pilava Türk Lirası kuruyla aşırı bir para verdim. İsviçre'de de Türk dönercileri yeme içme sektöründe hakim. Her AVM içinde, her pasaj içinde, kalablık her meydanda Türk döneri görebilirsiniz. Onun dışında cafeler, dondurmacılar ve restaurantlar aman aman bir lezzete sahip değil.
Yani Basel'de müthiş yemekler yedik diyebileceğim bir olay yaşamadım. Sadece karnımı doyuracak şeyler bulabildim ama lezzet bakımından bakarsanız ben yemeklerini yada cafelerdeki pastane ürünlerini çok başarılı bulmadım. Tabi bu yemek olayı damak tadına göre kişiden kişiye göre değişir. Onun dışında McDonald's Basel'de turistik her noktada bulunuyor. Yiyecek yer bulamayan turistler için bir standart olmuş durumda. Basel'e özgü yemek var mı bilemediğim gibi gözüme de yemek olayında ön plana çıkacak bir şey çıkmadı. Ancak şunu demem gerekir ki , Yunanlılar gelmiş döner yapıyor, Lübnanlılar gelmiş döner ve kebap yapıyor, Türkler gelmiş aynı şekilde döner pide ve kebap yapıyor, onun dışında irish pub gibi yerler var, Arjantin ve çin restaurantları var. Biraz karma bir yeme kültürü var.
Basel Card sahibiyseniz şehir içinde ulaşım tamamen ücretsiz oluyor. Basel Card almak için konaklamanızı Basel şehrinde yapmalısınız. Basel içindeki oteller diğer sınır ülkelerine göre 3 kata yakın bir pahalılıkta, bu nedenle sınır yerleşim yerlerinde kalabilirsiniz ancak bu sefer de ulaşım için çok para vermek zorundasınız. Basel'de kalacağınız bir otel size check-in işlemi sırasında kalacağınız günü kapsayan basel card veriyor. Böylece ulaşım için çok para harcamadan şehirde tamamen ücretsiz gezebilirsiniz. Ulaşımı ücretlerini hafife almayın çünkü tek biniş için 4.20 Frang gibi bir ücret ödüyorsunuz. Bunu göz önüne alınca Basel Card gayet de mantıklı bir çözüm.
Basel'de tramvaylara binerken kart okutmanız veya göstermeniz gerekmiyor. Tramvaylara istediğiniz kapıdan biniyorsunuz. Ancak bazı durumlarda bilet kontrol için yeşil ceketli görevliler biniyor ve bilet göstermenizi istiyor. Biletiniz yoksa ciddi para cezası ödemek zorunda kalırsınız. Turist olup olmamanıza bakılmaksızın bu ceza anında uygulanır.
Basel, Fransa ve Almanya'ya çok yakın. Öyleki yürüyerek yada tramvayla her iki ülkeye de geçiş yapabiliyorsunuz. Sınırların olmadığı bir yerde özgürce ülkeler arasında geçiş yapabiliyorsunuz. Bunu simgelemek için Dreilandereck anıtı dikilmiş. Dreilandereck'a giden 8 numaralı tramvaya bindiğinizde sınır kontrol merkezinden önceki durakta indiğinizde bu anıtı görmeye gidebilirsiniz.