Bağımsız Seyahat ve Gezi Rehberi
Türkiye ve dünya rotaları, günlük gezi planları ve kişisel seyahat deneyimleri.
Doğu ile Batı’nın bu büyülü buluşma noktası, minarelerinden çok daha fazla birinci sınıf görülmeye değer cazibe merkezine sahip.
İstanbul; gezmek için günlerin, hatta haftaların bile yetersiz kalacağı muhteşem bir şehir.
İstanbul, sahip olduğu özel coğrafi konumu nedeniyle tarih öncesi çağlardan beri tercih edilen bir yerleşim yeri olmuştur.
Sivas gezi rehberi ile Selçuklu payitahtının tarihi medreselerini, Doğa harikası Gökpınar Gölü’nü, Divriği Ulu Camii’ni ve meşhur Sivas köftesini keşfedin!
Anadolu’nun kalbinde, tarihin ve kültürün en derin izlerini taşıyan kadim bir şehirdeyiz: Sivas. Selçuklu mimarisinin görkemli taş işçiliklerinden Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı tarihi binalara kadar Sivas, her adımda insanı geçmişe götüren muazzam bir mirasa sahip. Şehre adım attığınız andan itibaren yüksek rakımın verdiği o temiz havayı hissederken, kendinizi Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin bir arada harmanlandığı eşsiz bir atmosferin içinde buluyorsunuz.
Bu rehberde, Sivas gezimde edindiğim tüm izlenimleri, hayranlıkla gezdiğim tarihi yapıları, göz alıcı doğa harikalarını ve pratik seyahat notlarımı bir araya getirdim. Bir sıcak çay eşliğinde, Yiğidolar diyarı Sivas’ı keşfetmeye hazır mısınız?
Bu benzersiz külliye, 1228 yılında Mengücekli Beyliği döneminde inşa edilmeye başlanmış. Camii kısmı Mengücekli Beyi Ahmet Şah tarafından; ona bitişik olan Darüşşifa (hastane) bölümü ise eşi Turan Melek Sultan tarafından yaptırılmış. Mimarının ise Mengücekli saray mimarı Ahlatlı Hürremşah olduğu biliniyor.
Ahlatlı Hürremşah’ın bu yapıda uyguladığı statik çözümler ve geometrik hesaplamalar,
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nı dünya ölçeğinde benzersiz kılan en temel unsur, kapılarında ve sütunlarında yer alan inanılmaz detaylardaki taş oymacılığıdır. Yapıyı incelerken dikkatimi çeken en hayranlık uyandırıcı detaylardan biri de şuydu: Yapıdaki binlerce motifin hiçbiri birbiriyle tamamen aynı değil. Tekrardan kaçınan bu özgün anlayış, evrendeki çeşitliliği ve yaratılışın benzersizliğini simgeliyor.
Medreseyi ziyaret ettiğimde, günümüze ne yazık ki sadece heybetli ön cephesinin ve o meşhur çift minaresinin ulaştığını görmek içimi biraz burksa da, ayakta kalan kısımların görkemi bu eksikliği unutturmaya yetiyor.
Sivas şehir merkezinde Kent Meydanı'na adım attığınızda, Çift Minareli Medrese tüm ihtişamıyla sizi karşılıyor. Büyüleyici taş işçiliğinin fotoğraflara yansıyan güzelliği bir yana, minarelerin dibinde durup o asırlık detayları kendi gözlerinizle incelemenin keyfi bambaşka.
Tarihe, mimariye ve Selçuklu-İlhanlı mirasına ilgi duyuyorsanız, Sivas seyahat listenizin en üst sıralarına bu büyüleyici yapıyı mutlaka eklemelisiniz.
Sivas gezilerimde beni doğasıyla en çok büyüleyen, huzurunu her anında hissettiğim yerlerin başında hiç şüphesiz Gökpınar Gölü geliyor. Gürün ilçesinde yer alan ve “Anadolu’nun Nazar Boncuğu” olarak anılan bu doğa harikası, ilk adımınızı attığınız andan itibaren sizi adeta farklı bir dünyaya davet ediyor.
Gölün kıyısına yaklaştığınızda karşılaştığınız renk paleti ve berraklık, anlatılanların çok ötesinde bir görsel şölen sunuyor.
Gökpınar Gölü’nü dünya üzerindeki pek çok gölden ayıran en temel özellik, suyunun inanılmaz berraklığı. Dip kısımlarından çıkan doğal kaynak suları sayesinde göl o kadar berrak ki, derinliği metrelerce olmasına rağmen dibindeki taşları, bitki örtüsünü ve suların arasında süzülen balıkları tıpkı bir akvaryuma bakıyormuşçasına net bir şekilde görebiliyorsunuz.
Güneş ışığının açısına göre ton değiştiren turkuaz ve mavinin en tatlı renkleri, fotoğraf tutkunları için de eşsiz kareler sunuyor.
Sivas Kent Meydanı’na adım attığınızda tarih adeta dile gelir. Meydanın tam kalbinde, tatlı bir rekabet içindeymiş gibi karşı karşıya duran iki büyüleyici Selçuklu yapısı sizi karşılar: Buruciye Medresesi ve Şifaiye Medresesi.
Aynı meydanı paylaşan bu iki tarihi şaheser, sadece geçmişin mimari zarafetini taşımakla kalmıyor; günümüzde de şehrin sosyal yaşamının ve sohbet kültürünün en keyifli merkezlerinden biri olma özelliğini koruyor.
1271 yılında Muzaffer Burucerdî tarafından fizik, kimya ve astronomi gibi pozitif bilimlerin öğretilmesi amacıyla yaptırılan Buruciye Medresesi, Selçuklu taş işçiliğinin ve mimari simetrisinin en zarif örneklerinden biri.
Cumhuriyet tarihimizin dönüm noktalarından biri olan Sivas Kongresi’nin toplandığı bu tarihi bina, Millî Mücadele ruhunu en yakından hissedeceğiniz yerdir. İçerisinde Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma odası, kongre salonu ve döneme ait belgeler sergilenmektedir.
Taşhan’a adım attığınız anda sizi karşılayan açık avlulu, iki katlı yapı tasarımı Klasik Osmanlı han mimarisinin tüm zarafetini gözler önüne seriyor. Kesme taştan inşa edilmiş sağlam duvarları, revaklı avlusu ve simetrik odalarıyla şehir hayatının gürültüsünden sıyrılıp nefes alabileceğiniz otantik bir atmosfer sunuyor.
Zamanında kervanların konakladığı, malların yüklenip boşaltıldığı bu avluda yürürken, taş duvarların arasına sinmiş asırlık hikâyeleri hissetmemek elde değil. Bugün Taşhan, sadece tarihi bir yapı olarak değil, Sivas'ın el sanatlarını ve kültürünü yaşatan hareketli bir alışveriş noktası olarak hizmet veriyor.
Çat Ormanları içerisinde yer alan Sızır Şelalesi, sit alanı olarak koruma altındaki büyüleyici bir doğa harikasıdır. Ahşap yürüyüş yolları ve gürültüyle akan suları eşliğinde doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık için harika bir rotadır.
İpek Yolu güzergâhında, Kızılırmak üzerinde yer alan bu tarihi Selçuklu köprüsü, eğimli yapısı ve 18 gözlü mimarisiyle dikkat çeker. Fotoğraf meraklıları için harika bir manzara sunar.
Dünyaca ünlü bu kaplıca, sedef hastalığı başta olmak üzere cilt rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinen "doktor balıkları" ile tanınır. Şifa arayanların ve farklı bir deneyim yaşamak isteyenlerin Sivas’ta uğradığı en özgün noktalardan biridir.
Yüzüklerin Efendisi evrenine ve o meşhur Orta Dünya atmosferine ilgi duyan biriyseniz, Sivas’ta karşılaştığım bu sürpriz durağa siz de kesinlikle hayran kalacaksınız. Sivas Belediyesi tarafından Paşabahçe Mesire Alanı içerisinde hayata geçirilen Hobbit Evleri, yeşilin ve doğanın kucağında adeta bir masal diyarını andırıyor.
Ağaçların, yamaçların ve yemyeşil tepeçiklerin içine gömülerek inşa edilen bu özgün yapılar, ilk gördüğünüz anda sizi ikonik filmin sahnelerine ışınlamayı başarıyor.
Sivas’a kadar gidip de lezzet durağına uğramadan dönmek olmaz. İç Anadolu’nun o kendine has mutfak kültürünü tam anlamıyla yaşatan, tadı damağınızda kalacak lezzetleri şöyle özetleyebilirim:
Dönüşte bavula birkaç lezzetli hatıra eklemek isterseniz:
⌦ Bana Mesaj Gönderin
Admin onayı olmadan yorumlar yayınlanmaz.